Uslu referandum afişi için ifade verdi

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Uslu ve beraberindekiler, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Kürşat Kayral’a yaklaşık yarım saat ifade verdi.

Uslu’nun, savcılık ifadesinde, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği öğrenildi.

İfadenin ardından, Ankara Adalet Sarayı’ndan ayrılışı sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Uslu, bir halk oylamasının söz konusu olduğunu belirterek, ”Halkın kendi sözünü söylemesi çok doğaldır. Bütün dünyada özellikle referandumun, doğrudan demokrasinin ana vatanı olan İsviçre’de çok sık referandum yapılmaktadır ve orada herkes, sivil toplum örgütleri afişlerle kendi görüşlerini, düşüncelerini ve beklentilerini ifade edebilme özgürlüğünü kullanabilmektedirler” dedi.

Uslu, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Burada da YSK’nın daha önce 1986 yılında vermiş olduğu bir karar vardır. Seçimlerin temel hükümleri yasası aslında işçi işveren sendikaları ve konfederasyonlarını kapsamamaktadır. YSK kendi kendisiyle çelişkiye düşmüştür. Anayasa Mahkemesinin kararı vardır, YSK’nın görev süresi seçim yasaklarının başladığı tarihlerle sınırlıdır. Oysa bizim afişlerimiz seçim yasakları başlamadan önce Anayasa Mahkemesinin kararına uygun bir biçimde bilboardlarda yer almıştır ve sonuçta bizim genel kurul kararlarımızın ve tüzüğümüzün gereğidir. Aynı zamanda varlık sebebimizdir. Demokrasiye sahiplenmek, demokratik değerlere sahip çıkmak ve toplumu bu konuda aydınlatmak bilgilendirmek bizim ana tüzük ve genel kurul kararlarımızdan kaynaklanan görevimizdir.

Hak-İş darbelere karşıdır ve karşı olmak zorundadır. Seçime girmek, seçim yasakları içinde olmak gibi zoraki bir yorumla karşı karşıya kalmamıza üzüldüm doğrusu. Çünkü seçimlerin temel hükümleri yasası açıkça siyasi partileri ve bağımsız adayları tarif etmektedir. Kamu kuruluşlarını ve memurları tarif etmektedir. Oysa sivil toplum örgütlerini ve sendikaları bu kapsam içerisine almak ancak olsa olsa hukuki bir yorumdan ziyade politik bir yoruma işaret eder ki bunu da kabul etmemiz mümkün değildir.”

‘Avcı, işkenceyi bırakıp namaza giderdi’

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Dicle Baştürk’ün haberi

Mersin’de 1981’de Hanefi Avcı’nın işkencesine maruz kalan insan hakları savunucusu Dayanan Taraf’a konuştu: Keşke kitapta onu da anlatsaydı.

Devrimci Yol davasından yargılanan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu eski üyesi Şaban Dayanan, 12 yaşında işenceyle tanıştı. “Haliçteki Simonlar, Dün Devlet Bugün Cemaat” kitabıyla gündeme gelen Hanefi Avcı ise, Mersin Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şubesi’nde, “Devrimci Yol Masası” sorumlusu olduğu dönemde, Dayanan’a işkence yapan ekibin başındaydı.

Şaban Dayanan’la kendisine işkence yapan Hanefi Avcı’yı konuştuk. Dayanan kitabında cemaatleri suçlayan Avcı için “Onu biz cemaatçi, İslamcı olarak biliyorduk. Sorgu sırasında ezan sesini duyunca işkenceyi bırakıp namaza giderdi” diyor.

» Nasıl yakalandınız? Neyle suçlandınız?

Mersin Devrimci Yol davasından yargılandım. 31 Ocak 1981’de gözaltına alındım. Daha ortaokul birinci sınıfa gidiyordum. Bir gün okula gittiğimde arkadaşlarım kaş göz işareti yapıyordu, bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı. Okulda öğretmenler dışında sivil polisler de vardı. O sırada yanıma bir polis geldi. ‘Şaban Dayanan sen misin’ diye sordu. Ben de ‘değilim’ dedim. Der demez elindeki silahla bana bir tane vurdu. Yere düştüğüm sırada da hepsi vurmaya başladı. Sonra beni bir arabaya bindirdiler.

» Nereye götürdüler sizi?

O dönem Mersin siyasi şubeydi adı. İki katlı bir binaydı. Alt katta garaj gibi bir yer vardı. Üst katta da siyasi şube. Beni apar topar yukarı çıkardılar. Bir nezarethaneye attılar. Nezarethane küçük bir yerdi ve ağzına kadar insan doluydu. Sürekli sorguya alıyorlardı. Bağırtılar, çığlıklar duyuluyordu.

Bir gece yarısı gelip beni nezarethaneden aldılar. ‘Birtakım sorularımız olacak, onları cevapla sonra evine git’ dediler. ‘Tamam’ dedim. O zaman Hanefi Avcı’nın üzerinde kahverengi bir pantalon vardı, çok iyi hatırlıyorum. İslami türden diyebileceğimiz bir bıyığı vardı. Hanefi Avcı bana, ‘Bak kardeşim, daha küçüksün, babanı da getireceğiz buraya, evinde de bir tabanca bulduk. Sen kahveci Ali’yi neden vurmaya çalıştın’ diye sordu. ‘Ben kimseyi vurmadım’ dedim. Bu sefer elindeki listeden başka sorular sormaya başladı.

» Hanefi Avcı başka neler söyledi?

Bak dedi, seni burada ezerler. Bana güzel güzel anlat. Daha küçüksün. Okuluna devam et. Ben senin yaşlarındayken devlete baş kaldırmadım gibi söyledi. Ben de hepsine ‘ben yapmadım, etmedim’ dedim. Sonra babamı da getirmişler nezarethaneye. Gece oldu yine. ‘Şaban Dayanan ziyaretçin var’ dediler. Salih diye bir bekçi vardı. Kapıyı açtığı gibi beni hızla dışarı çekti ve bir tane vurdu. Sonra gözümü sardı. Sanki öldürülmeye götürülüyormuşum gibi bir hava yarattılar. Tabi ben korkumdan altıma kaçırdım. İçeri girer girmez Hanefi Avcı’nın sesini duydum. ‘Oğlum sen Devrimci Yol’daki görevlerinin hepsini bana bir anlat. Bak buraya senin şeflerin geldi. Devlet büyüktür. Siz kendinizi devletin yerine koydunuz. Devlete karşı koymanın ne demek olduğunu göreceksiniz. Konuş. Konuşursan senin iyiliğine, susarsan bak ben şimdi çıkıyorum, gerisine karışmam” dedi. Ben bir şey bilmediğimi söyledim. Sonra durdu. ‘Elimizdeki fotoğraflar öyle demiyor’ dedi. “Bilmiyorum, o zaman gözümü açın, bakayım fotoğraflara” dedim. ‘Ben çıkıyorum o zaman madem bir şey bilmiyorsun, benim iyiliğim dokunmaz artık sana’ dedi.

» Çıktı mı peki?

Çıkar gibi yaptı. Ayak sesi geldi. Kapı açılıp kapandı. Yani oradaydı.

» Nasıl anladınız orada olduğunu?

Yani nefesinden anlıyorsunuz. Kulaklarınız öyle hassaslaşıyor ki, hepsini tek tek ayırabiliyorsunuz. Orada birileri beni vura vura yere yatırdı. Bir tahta parçasıyla ayaklarıma, kollarıma vuruyorlardı. Vurduklarında sanki beynimde ışık yanıyordu. Kendimi tutamayıp avaz avaz bağırmaya başladım. Kollarımı sıkmaya başladığımda o ip kollarınızı kesecek gibi sıkmaya başlıyor. Kendi kendime, ‘sıkma kendini’ diye telkine başladım. Sonrasını hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde bir tuvalette çıplak yatıyordum.

» Size işkence yaparlarken kendi aralarında konuşuyorlar mıydı hiç?

Daha çok soru soruyorlardı. Alabilecekleri bir şey kalmayınca Mersin’de kapalı bir spor salon vardı, oraya götürüyorlardı. Orada insanların uyurken attığı çığlıklar çoğu kişinin delirmesine neden oluyordu. Şubede de özellikle bağırtıyorlardı insanları. Birçoğumuz ben de dahil, yediğimiz dayaktan çok o çığlıkların yarattığı psikolojiyle önümüze getirilen ifadeleri imzaladık. Mersin’de Hanefi Avcı ve ekibi bizim Ali Uygur isimli bir arkadaşımızı gözaltına almıştı. Sonra Ali Uygur kaçtı dediler. Daha sonra Mersin Mezarlığı’nda bulundu. Denizde boğulmuş diye tutanak tutmuşlar. Ama daha sonra Ali Uygur’un işkenceyle öldüğü ortaya çıktı. Bu yüzden o yıl Devrimci Yol, Hanefi Avcı’yı öldürme kararı almıştı. Hanefi Avcı’ya bir pusu kuruldu. Onun yerine emekliliği yaklaşmış bir polis öldürüldü. Bundan dolayı özel bir garezi vardı Devrimci Yolculara. Anılarında bunlardan hiç bahsetmiyor.

» Sizi en çok ne etkiledi o süreçte ?

Gözaltı süresinde yemek için bir şey vermiyorlardı. Aile getirirse yiyebiliyorduk. Annem de bana yiyecek getiriyordu. Bir gün fena bir meydan dayağına maruz kaldım. Annem de yiyecek bir şey getirip beni öyle görünce düştü, bayıldı. Bayılmadan önce de Kürtçe küfürler etti. Sonra annemi tartaklamaya başladılar. Annem hamileydi. Durup dururken karnındaki çocuğunu düşürecekti.

» Hanefi Avcı nasıl biriydi peki?

Tarafsız bir polis olmadığı kesindi. Onu biz cemaatçi, İslamcı olarak biliyorduk. Sorgu sırasında ezan sesini duyunca işkenceyi bırakıp namaza giderdi. Delil toplama gibi bir derdi yoktu. Delilleri toplayıp itham etmek yerine, senin üzerinden delillere gitmeye çalışıyordu. Ve bunu da inkar etmiyordu. Hanefi Avcı ve ekibiyle ilgili şikâyette bulunduk sorgulamada. Cezaevindeki işkenceyi söyleyemedik tabi. Ama biri söylemişti mahkemede.

» Daha sonra nasıl tanıdınız Hanefi Avcı’yı?

Bir gün evde oturuyorum. Televizyon açıktı. Susurluk olaylarıyla ilgili biri konuşuyordu. ‘Bu o’ dedim. Hanefi Avcı. O kadar beynime işlemiş ki o ses… Unutmuyorum yani.

» Siz daha sonra yüzleştiniz Hanefi Avcı’yla, nasıl biraraya geldiniz?

TV’de görünce, ‘Adama bak, insan hakları savunucusu kesilmiş’ dedim. Ben durumu gazeteci Ahmet Şık’a anlatınca, haber yaptı. Sonra Ahmet aradı. Hanefi Avcı onu aramış, yalan söylediğimi iddia etmiş. ‘Ben bu adamla yüzleşmek isterim’ demiş. Şaşırdım tabi. Nerede isterse görüşürüm dedim. Görüşmemizde ‘Bunlar devlet politikasıydı ama şimdi değişti’ dedi. Özür dilemedi ama ‘üzgünüm’ dedi.

» Bugünlerde kitabıyla gündeme geldi tekrar…

Mersin’le ilgili bölümleri okudum. Ama tıpkı benimle olan sohbeti gibi yüzeysel buldum. İşkenceyle ilgili hiçbir şeyden bahsetmiyor. Cezaevinde çok konuşuluyordu Hanefi Avcı. ‘Takunyacı’ deniliyordu ona.

Böyle kritik dönemlerde çıkıyor. Öncesinde çıkmıyor. Ergenekon başlangıcında veya öncesinde böyle bir çıkış yapsaydı anlam verirdim. Öyle bir hava çizdi ki sanki Ergenekon operasyonlarını cemaat istedi ve yapıldı. Hanefi Avcı önü kesilemeyen polislerden biri. Çıksın Türkiye’deki işkence vakalarını yazsın.

Taraf

Emine Erdoğan Pakistan için ağladı VİDEO

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

w

81 il valiliğine bayram tatili genelgesi

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın imzasıyla 81 il valiliğine gönderilen genelgede, 9-11 Eylül 2010 tarihleri arasında Ramazan Bayramı tatili süresince ve 12 Eylül 2010 Pazar günü anayasa değişikliğinin halkoyuna sunulacak olması nedeniyle şehirlerarası karayollarında trafik yoğunluğunun özellikle tatilin başlangıç ve bitiş günleri ile referandum gününde önemli oranlarda artış göstereceğinin değerlendirildiği belirtildi.

Vatandaşların huzur ve güven içerisinde seyahat edebilmelerini sağlamak amacıyla mevcut trafik tedbirlerine ek olarak karayollarında bazı tedbirler alındığı bildirilen açıklamada, bu tedbirlerin Karayolları Trafik Kanunu ve Taşıma Kanunu’nun görev, yetki ve sorumluluk verdiği kurum ve kuruluşlarla koordinasyon işbirliği içinde ve her zamankinden daha etkin, duyarlı ve kesintisiz bir şekilde planlanıp uygulanacağı kaydedildi.

Genelgeye göre, tatil süresince şehirlerarası karayollarında görevli ekipler, trafik kuruluşlarının büro hizmetlerinde görevli personel ile takviye edilip, karayolu güzergahlarında özellikle tatilin başlangıç ve bitiş günleri olan 8-11 Eylül ile 12 Eylülde ortalama her 30 kilometreye bir ekip düşecek şekilde görevlendirilecek. Ayrıca, karayollarının önemli kavşak, geçit ve kesişme noktalarında sabit ekipler konuşlandırılacak, ekipler hava karardıktan sonra tepe lambalarını mutlaka yanar durumda bulunduracaklar.

Karayolu trafiğini denetim altına almak, hatalı davranışları görülen yol kullanıcılarını trafik denetim ekiplerine bildirmek ve karayolu üzerinde gereken tedbirleri almak üzere, 8 ve 11 Eylül 2010 tarihlerinde, Ankara-Eskişehir (Sivrihisar)-Afyonkarahisar, Ankara (Şereflikoçhisar)-Konya (Kulu)-Aksaray ve Ankara (Kızılcahamam)-Bolu güzergahlarında merkezden görevlendirilen rütbeli personel tarafından havadan helikopter ile izleme ve denetleme yapılacak. Güzergah üzerindeki trafik kuruluşları konu hakkında duyarlı olacak.

Trafik hizmetlerinden sorumlu birim amirleri bayram tatilinin özellikle başlangıç ve bitiş günlerinde, bizzat güzergahlarında bulunacak ve alınan tedbirleri uygulatıp, gerekli koordinasyonu sağlayacak.

Genelgede yer alan diğer önlemler şöyle:

-Trafik personeli maç, konser, toplantı gibi programlarda güvenlik nedeniyle görevlendirilmeyecek, gerektiğinde bu gibi etkinliklerde sadece trafiğin tanzim ve denetimi amacıyla görevlendirilecekler.

-Bayram tatili süresince şehir içi ve şehirlerarası karayollarında görevlendirilen motorize trafik ekiplerinde akaryakıt kısıtlamasına gidilmeyecek.

-Bayram öncesinde basın yayın kuruluşları kanalıyla, yol kullanıcılarına şehir içi ve şehirlerarası yolculuklarında toplu taşım araçlarını kullanmaları, ayrıca tatil süresince de trafik kurallarına, trafik işaret ve işaretçilerinin ikazlarına uymaları yönünde ulusal, bölgesel ve yerel duyuru ve yayınların yapılması sağlanacak.

-Terminallere giriş ve çıkış yapan bütün otobüslerin takografları, şoförünün alkol durumu, taşımacılık yetki belgeleri (korsan taşımacılık yapıp yapmadıkları), Zorunlu Mali Mesuliyet ve Zorunlu Ferdi Kaza Koltuk Sigortaları, şoförlerin sürücü belgeleri ve ceza puanları ile aracın fenni muayene durumu titizlikle kontrol edilecek, arıza ve eksikliklerin tespiti halinde gerekli yasal işlemler yapılacak. Ayrıca, karayolu güzergahlarında da otobüs ve minibüsler üzerindeki denetimlere ağırlık verilecek.

-Geçmiş bayram tatillerinde meydana gelen trafik kazaları analiz edildiğinde, bu kazaların genelde aşırı hız, hatalı sollama, yakın takip, şerit ihlali, çalışma ve dinlenme süresi ihlali gibi nedenlerden meydana geldiği görüldüğünden, bu ihlallerin önlenmesine yönelik denetimler ön planda olacak.

-RADARLI HIZ TESPİT EKİBİ SEYİR HALİNDE OLACAK-

-Radarlı hız tespit ekipleri; özellikle hızdan kaynaklanan kazaların yoğunlaştığı bölgelerde seyir halinde bulunacaklar ve başta hız ihlalleri olmak üzere hatalı sollama, yakın takip, kırmızı ışık ihlali, emniyet kemeri kullanımı gibi denetim konularına ağırlık verecek.

-Özellikle gün batımı ve sabaha karşı yorgun, uykusuz ve dalgın araç kullandığı tespit edilen sürücüler uygun yerlerde konuşlanacak ekipler tarafından uyarılacak, gerektiğinde araçlarından inmeleri ve güzergah üzerindeki trafik kuruluşları da dahil olmak üzere, müsait yerlerde dinlenmeleri sağlanacak.

-Sürücü ve yolcuların ön ve arka koltuklarda emniyet kemeri kullanmasına yönelik denetimlere ağırlık verilecek. Vatandaşlara emniyet kemeri kullanılmaması durumunda karşılaşabilecekleri riskler konusunda eğitici nitelikte bilgilendirmelerde bulunulacak.

-Yol kullanıcıları üzerindeki algılanan yakalanma riskini artırmak amacıyla trafik denetim hizmetlerinde görevli personelin en az yüzde 10′u sivil ihbarlı denetimlerde görevlendirilecek. Bu personel kazaların neden ve sonuçlarında etkin olan hatalı sollama, yakın takip, kırmızı ışık ihlali, sürücülerin araç kullanırken cep telefonu kullanımı gibi kural ihlallerinin tespitini yaparak, güzergah üzerindeki çevirme ekiplerine bildirecek ve bu ekiplerce de gerekli cezai işlemler uygulanacak. Ayrıca, bu denetim şekli ulusal ve yerel basın yayın kuruluşları aracılığıyla yol kullanıcılarına duyurulacak.

-Denetimler, Trafik Kontrolleri ve Şerit Daraltma Yöntemlerine İlişkin Yönerge esaslarına uygun olarak, yolda gerekli güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle kontrol noktasından önce yeterli mesafede ikaz ve işaretler konularak, bulunması halinde kontrol ceplerinde, bulunmaması durumunda ise yolu aniden daraltmaksızın ve akan trafiği tehlikeye düşürmeden yapılacak.

Aynı güzergah üzerinde olup da birden fazla ilin sorumluluğunda olan önemli karayolu güzergahları ve geçitlerinde heyelan, yol çökmesi, yolda çalışma, yağış ve sel gibi trafik akımını ve güvenliğini etkileyen durumlarda, iller arasında koordinasyon sağlanarak, araçların alternatif güzergahlara yönlendirilmesi de dahil olmak üzere gerekli tedbirler ivedilikle alınacak.

-AĞIR TONAJLI ARAÇLAR BEKLETİLEBİLECEK-

-İki yönlü trafiğin kullanıldığı karayollarında, bayram tatilinin başlangıç ve bitiş günlerinde ve trafik yoğunluğunun önemli oranlarda arttığı tespit edilen yol kesimlerinde, gerek görülmesi halinde ağır tonajlı araçların (tır, kamyon, tanker gibi) uygun yerlerde kısa süreler ile trafik akımı normale dönünceye kadar bekletilmesi sağlanacak, daha sonra bu araçlar trafik yoğunluğu oluşturmayacak şekilde belli zaman aralıklarıyla trafiğe çıkarılacak.

-Trafik güvenliğini olumsuz yönde etkileyen hava, yol ve trafik durumları hakkında basın ve yayın organlarına ivedilikle bilgi verilecek, vatandaşların zamanında uyarılması ve tedbirli olmaları sağlanacak. Ayrıca, 155 ve 156 telefon hatlarını arayan vatandaşlara gerekli bilgilendirme ve yardım yapılacak.

-Şehir içi araç ve yaya trafik yoğunluğunun artacağı düşünülen 8 Eylül 2010 tarihinde önemli kavşaklarda, çarşı merkezleri ile büyük alışveriş merkezleri civarında gerekli trafik tedbirleri planlanarak uygulanacak. Ayrıca, arife ve bayram günlerinde vatandaşların yoğun olarak ziyaretlerde bulunacakları şehitlik ve mezarlıklar civarında da trafik düzenini sağlamaya yönelik gerekli tedbirler alınacak.

-Halk oylaması öncesinde ana arterlerde ve karayollarında çeşitli siyasi partiler tarafından oluşturulan araç konvoylarının bir düzen içerisinde hareket etmesinin sağlanması ve farklı partilerin konvoylarının karşı karşıya gelmeyecek şekilde trafik düzeni sağlanarak, konvoy faaliyetinin gerçekleştiği mahallin hassasiyetleri de göz önüne alınmak suretiyle gerekli güvenlik ve trafik tedbirleri uygulanacak.

-Oy kullanma gününde güvenlik açısından özellik arz eden bölge ve güzergahlardaki oy sandıkları ile sayıma ilişkin evrak ve belgeler, güvenlik güçlerinin gözetiminde oy kullanılan yerlere ve oylama sonuçlandığında seçim kurulu başkanlıklarına taşınacağından, intikal sırasında yol güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü asayiş ve trafik tedbirleri de alınacak.

-Görevlilerin kılık ve kıyafetleri ile ekip otolarının temiz, düzenli ve bakımlı olmasına özen gösterilecek, sürücülere hitap edilirken saygılı ve kararlı olunacak, halkla ilişkileri zedeleyecek diyalog ve tartışmalara girilmeyecek.

-Alınan bütün tedbirlere rağmen herhangi bir nedenle karayollarının trafiğe kapandığı veya yol güvenliğinin olumsuz yönde etkilendiği hallerde, durum en seri şekilde Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Hizmetleri Başkanlığına bağlı Kaza Danışma Birimine bildirilecek.

Ağrı’da 2 terörist etkisiz hale getirildi

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Ağrı’da 2 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, Ağrı’nın Diyadin ilçesi Tendürek Dağı Şeyh Yaylası mevkisinde, güvenlik güçlerince dün 18.50′de yapılan faaliyet esnasında, bir grup bölücü terör örgütü mensubu ile karşılaşıldı.

Çıkan çatışmada 2 terörist etkisiz hale getirildi.

Teröristlerle birlikte 1 M-16 piyade tüfeği, 1 kalaşnikof piyade tüfeği, 2 el bombası, 1 gece görüş gözlüğü ele geçirildi.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesi dağlık arazi kesiminde, güvenlik güçlerince dün 18.30′da yapılan faaliyet esnasında da, bölücü terör örgütü mensuplarınca araziye gizlenmiş 1 el yapımı mayın bulundu.

Dört ayrı ailenin böbrek kardeşliği

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Meltem Günay’ın haberi

Türk tıp tarihinin ilk 4’lü çapraz böbrek nakil ameliyatıyla 4 ailenin 8 ferdi artık böbrek kardeşi oldu. Birbirlerini tanımadığı halde aralarında kan uyumu tespit edilen ve hastanede tanıştırılan sekiz kişi arasında gerçekleştirelen nakil sayesinde yıllardır bu rahatsızlıkla uğraşan dört hasta artık sağlıklarına kavuştu. Bu operasyonun dünyada da yedinci operasyon olduğunu anlatan Medical Park Göztepe Organ Nakli Merkezi Başkanı Doç.Dr. Serdar Kaçar, “5’i cerrah toplam 23 kişilik bir sağlık ekibiyle toplam sekiz saat süren bir operasyon sonucunda bugünkü duruma geldi. Böbrekleri alırken çok dikkatli ve dakik olmak zorundaydık. Dört verici de aynı anda ameliyata alındı ve aynı anda operasyona başlandı. Çünkü birinde bir problem olması durumunda nakiller gerçekleştirilmeyecekti. Bu bir domino ve herhangi bir aksilik dört naklin de ertelenmesine neden olacaktı” dedi.

Uyuşmazlığa tek çare

Kan grupları uymadığı için böbrek yetmezliği yaşayan hastaların böbrek bulma umuduyla çapraz nakil yöntemine başvurulduğunu anlatan Doç. Dr. Serdar Kaçar, birbirlerine böbrek vermesi uygun görülen hastaların çağırılarak tanıştırıldığını ifade etti. Kaçar şöyle konuştu, “Böbrek naklinde kan uyuşmazlığı en önemli sorun. Tahliller sonrasında birbirleriyle kan uyumu olan ve böbrek nakli olabilecek hastaları çağırıp tanıştırıyoruz. Rızalarıyla bu nakilleri gerçekleştiriyoruz. Son yaptığımız 4’lü çapraz naklinde de öyle oldu. Önce verici durumdaki 4 ailenin bireylerini aynı anda ameliyata aldık. Burada en önemli husus; her bir böbreğin eşleştiği diğer bünyeye uyum sağlaması gerekiyor. Bir tane böbrek dahi uyum sağlamasa bütün çapraz nakil ameliyatı durabiliyor. Son yaptığımız 4’lü çapraz naklinde hastalarımızda hiçbir problemle karşılaşmadık. Vericilerden aldığımız böbrekleri aynı anda alıcılara çaprazlama bir şekilde naklettik” diye anlattı.

Biz artık kardeşiz

26 yaşındaki kızı Şerife’ye bir sene önce böbrek yetmezliği teşhisi konulduğunda çok üzüldüğünü anlatan anne Kamile Tüfekçi, “Ben böbreğimi vermek istedim ama uymadı. Yapacak bir şey yok derken birden bu çapraz nakil olayı çıktı. Hemen kabul ettim ben böbreğimi birine verdim başka biri böbreğini kızıma. Hepsi sağlıklarına kavuştu Allahıma şükürler olsun” diye anlattı. Şerife Gül de annesinin duygularına katılıyor, “ Bana ikinci kez hayat verdi ben onun hakkını nasıl öderim” diyor. Kamile Tüfekçi’nin böbreği ile yeni bir hayata başlayacak olan 56 yaşındaki Vasfiye Tiryaki de çok mutlu olduğunu anlattı. Tiryaki, “15 yıldır bu illeti çekiyorum. Haftada üç kez dört saat diyalize giriyorum. İki kızımı büyütürken çok zorlandım. Artık umudu kesmiştim ama bir anda yeniden doğ. Profesyonel tur rehberliği yapan 52 yaşındaki Nusret Kocataş’a ise teşhis sekiz ay önce konulmuş. Kardeşi Can Kocataş böbreğini ağabeyine vermeyi kabul etmiş ama uyum sağlanamadığı için nakil gerçekleştirilememiş. Ama çapraz nakil sayesinde Nusret Kocataş Vasfiye Tiryaki’nin kocası Halis Tiryaki’nin böbreği ile sağlık bulurken, kardeşi Can Kocataş’ın böbreği de 29 yaşındaki Özgür Bedel’e yeni bir hayat verdi. Özgür Bedel’in babası Salih Bedel ise iki çocuk annesi Şerife’ye böbreğini vererek ona çocuklarıyla sağlıklı bir hayatın kapılarını açtı.

Vatan

Bayramda Suriye’den 20 bin kişi gelecek

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Kilis Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile Suriye vatandaşları arasında bayramlaşmanın, 10-11-12 Eylül tarihlerinde ülkemizde gerçekleşeceği bildirildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

”Vatandaşlarımız, Suriye’den gelen akrabalarını Kilis Otogarı’nda karşılayabileceklerdir. 2010 yılı Ramazan Bayramında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşları akrabalar arası bayramlaşma ile ilgili olarak 1 Temmuzda Öncüpınar Sınır Kapısında Türkiye ve Suriye heyetleri arasında toplantı yapılmıştır. Bu toplantı sonucunda, akrabalar arasındaki bayramlaşma süresi iki gün bir gece (48 saat) olarak 10-11-12 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecektir. Suriye vatandaşlarının ülkemize giriş işlemleri 10-11 Eylül sabah saat 07.00′de başlayıp saat 13.00′te sona erecektir.

Suriye’ye dönüşler 10-11 Eylül tarihlerinde 14.00-20.00 saatleri arasında olacaktır. 12 Eylül 2010 günü giriş olmayıp, çıkış işlemleri ise sabah saat 08.00′de başlayacaktır. Suriye’den Türkiye’ye bayramlaşma amacıyla gelecek olanların sayısı 20 bin kişi olarak sınırlandırılmıştır. Ancak bu sayı Suriyeli yetkililerin açıklamasına göre 12 veya 13 bin kişi civarındadır, kaç kişinin kesin giriş yapacağı bu hafta sonuna kadar belirlenecektir. Suriye vatandaşları bayramlaşma kartlarının yanında mutlaka kendilerini tanıtacak kimlik belgelerini yanlarında taşımak zorundadırlar. Akrabalar arasındaki hediyeleşme, yasaklanmış eşyalardan olmaması kaydıyla, 15 bin Suriye lirası veya 500 lira değerinde olacaktır.”

Asil Nadir yarın mahkeme önüne çıkacak

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Nadir, 17 yıl önce, hakkındaki yolsuzluk suçlamasına ilişkin dava öncesinde KKTC’ye kaçmış ve geçen hafta İngiltere’ye dönmüştü.

Ağır Ceza Mahkemesindeki ön duruşmada, davanın bundan sonraki seyri belirlenecek. Nadir’in KKTC’de bulunduğu dönemde dava askıda olduğu için, bu haftaki duruşmayla yeni bir hukuk sürecinin başlaması bekleniyor.

Polly Peck adlı şirketin sahibiyken 34 milyon sterlinlik yolsuzluk yapmakla suçlanan Asil Nadir’in İngiltere’de tutuksuz yargılanmak için yaptığı başvuru geçen temmuz ayı sonunda İngiliz “Old Bailey” Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti. Nadir, İngiltere’ye girişinde pasaportlarını yetkililere teslim etti. 250 bin sterlin kefalet parası yatıran 69 yaşındaki Nadir, haftada bir polise yerini bildirecek.

Elektronik, gıda ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren Polly Peck şirketi, 1980′li yıllarda Londra borsasında en hızlı büyüyen şirketlerden biri olmuştu.

Nadir, 1990 yılında Sunday Times gazetesinin İngiltere’nin en zenginleri listesinde 36. sırada yer almıştı. Ancak İngiltere Ağır Dolandırıcılık Masası’nın, Nadir’in şirketi Polly Peck’le bağlantılı bir şirketi dolandırıcılık şüphesiyle basması sonucu, şirketin hisseleri hızla değer kaybetmiş ve şirket 1991 yılında iflas etmişti. Nadir, zimmetine para geçirerek şirketin iflasına neden olmakla ve şirketin hissedarlarını mağdur etmekle suçlanıyor.

Topbaş: Bayramda toplu taşıma yüzde 50 indirimli

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Kavşak yakınındaki THY Genel Müdürlüğü binasının çatısına çıkan Topbaş, burada basın mensuplarına yaptığı açıklamada, göreve geldikleri yıldan bu yana ulaşım adına 16,5 milyar lira harcadıklarını ifade etti. Topbaş, ”Bugüne kadar yaptığımız çalışmalar 231 kavşak ve yol düzenlemesi, 405 kilometre yeni yol ve tünellerden oluşuyor. Atatürk Havalimanı kavşağının 5-6 ay önceki haline herkes biliyor. Uçaklarını kaçıran vatandaşların yaşadığı sıkıntılar ve sinyalizasyondan dolayı oluşan trafik sorununa köklü bir çözüm oluşturduk” dedi.

Topbaş, bu kavşaktan günde ortalama 231 bin 284 araç geçtiğinin altını çizerek, 7 kilometrelik alan içerisine 7 tane geçit, üst geçit ve kavşak gibi katlı geçişler hazırladıklarını, toplamda 53 milyon liraya mal olan bu kavşağın projesini İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hazırladığını, projenin masraflarını ise Ulaştırma Bakanlığının karşıladığını kaydetti.

Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Kavşağın yapımını 4,5 ay gibi rekor sayılabilecek bir sürede bitirdik. Şu anda bu kavşakla ilgili yurt dışından bazı ülkeler belediye başkanlarını göndererek inceleme yaptırıyor. Bir kentin giriş kapısı olarak bildiğimiz havalimanları, limanlar gibi alanlar imaj olarak oldukça önemli. Buraya 5-6 ay önce gelen insanlar kavşağın son halini gördüklerinde şaşırıyor. Ekibimiz şehir şantiyeciliği oluşturmayı başarıyor. Artık şehirdeki yolları yaparken mobil köprüler oluşturup trafiği aksatmadan çalışmalar yapacağız ve Türkiye’deki diğer belediyelere de örnek olacağız. Havalimanı ve çevresinde 50 bin metrekare yeşil alan ve çiçekli alan oluşturduk. Bu bölgede bulunan panel çiçekler led aydınlatma ile geceleri de kendini gösterecek. Atatürk Havalimanı kavşağı artık bir ‘işkence kavşağı’ olmaktan çıktı.”

-RAMAZAN BAYRAMI’NDA TOPLU TAŞIMA ÜCRETİNDE YÜZDE 50 İNDİRİM-

Yeşilköy ile Yeşilyurt arasında bulunan ve ”Havuzlu Kavşak” diye bilinen kavşakla ilgili çalışmaların da sürdüğünü dile getiren Topbaş, ”Florya’dan Yenikapı istikametine giden yolu alta almak suretiyle bir çalışma başlattık. 18 milyon liralık maliyetinin 8 milyon lirasını Ulaştırma Bakanlığı karşıladı. Bu kavşağın yapımının Ekim ayının sonuna kadar bitirilmesini planlıyoruz” dedi.

Ramazan Bayramında toplu taşıma araçlarında yüzde 50 indirim uygulayacağız” diyen Topbaş ”Daha önce ücretsiz yaptığımız bu uygulamadan gelen ciddi şikayetler gelmesi sonucu vazgeçtik. İstanbul’da yapacağımız ek seferlerle hizmetlerimizi aksatmadan vereceğiz. Bu yıl bayram yapmayacağız, İstanbullular’a bayram yaptıracağız” şeklinde konuştu.

Anayasa değişikliklerine ilişkin 12 Eylülde yapılacak halk oylamasına da değinen Topbaş, ”Ülkenin geleceği adına karar verilecek. Bu karar demokratik sürece geçelim mi, geçmeyelim mi kararıdır. Herkes Anayasa maddelerini tek tek okuyarak karar vermeli. Bu bir siyasi seçim değil, bu değişiklik ne getiriyor, bunu bilerek karar verilmeli” dedi.

ABD Genelkurmay Başkanı’ndan sürpriz ziyaret

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

ABD Genelkurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen’ın Türkiye’ye geleceği öğrenildi.

Oramiral Mullen, yarın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’i Genelkurmay Karargahı’nda ziyaret edecek.

Ankara Emniyetinden Zir Vadisi açıklaması

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Alınan bilgiye göre, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin Zir Vadisi’nde yapılan aramada bulunan mühimmatın ne zaman gömüldüğüne ilişkin arama yapılıp yapılmadığı ve ele geçirilen mühimmat üzerinde fiziksel ve biyolojik iz olup olmadığı konusunda araştırma yapılıp yapılmadığı konularına ilişkin bilgi istediği Ankara Emniyet Müdürlüğünden mahkemeye cevap geldi.

Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Hamdi Selçuk tarafından gönderilen yazıda, konuyla ilgili yapılan arşiv tetkikinde, Zir Vadisi’nde ele geçirilen mühimmatın gömülü olduğu yere ne zaman gömüldüğüne ilişkin herhangi bir araştırmanın yapılmadığı kaydedildi.

Yazıda, mevcut paketlerin, gömülü olduğu yerden bomba uzman ekiplerince çıkarıldığı, güvenli olup olmadıklarının kontrol edilerek cins ve miktar bakımından tasniflerinin yapıldığı, ayrı ayrı delil poşetlerine konulup mühürlenerek biyolojik ve kimyasal incelemelerin yapılması için İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne bomba uzmanı nezaretinde karayolu ile gönderilerek teslim edildiği belirtildi.

HARD DİSK YETERSİZLİĞİ

Mahkemenin sanıklar hakkında tamamlanmamış herhangi bir veri incelemesinin olup olmadığının tespitine ilişkin talebine de İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünden cevap verildi.

Yazıda, yapılan incelemede sanıklardan eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın adreslerinde yapılan aramalarda elde edilen bilişim malzemelerinin çok fazla olduğu, bu nedenle bir kısmının imajının alındığı, kalanların ise imajlarının alınabilmesi için çok sayıda hard diske ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.

Bunların da çok yüksek meblağlar tutması nedeniyle imajlarının kopyalanacağı hard disklerin temin edilemediği ve imajlarının alınamadığı ifade edilen yazıda, bu sebeple incelemenin yapılamadığı vurgulandı.

Bu durumun Beşiktaş’taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına da bildirildiği ifade edilen yazıda, bununla ilgili yapılacak işlemlerde savcılığın talimatına göre hareket edileceği anlatıldı.

Yazıda, imajların alınması halinde vakit geçirmeksizin incelemelerin yapılarak, ivedilikle gönderileceği kaydedildi.

Aynı kurumdan daha sonra gönderilen başka bir yazıda da bu dijital malzemelerde söz konusu dava dosyasıyla ilgili suç unsuru olabilecek bilgilerin bulunabileceği değerlendirildiğinden elde edilen dijital ve bilişim malzemelerinin yedeklemesinin yapılabilmesi amacıyla yeteri kadar hard disk alınması için gerekli ödeneğin çıkarılması da istedi.

KORUMA UYGULANANLAR

Mahkemenin, müştekiler Alevi Bektaşi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız ve eski Genel Sekreteri Kazım Genç, mağdurlar Sivas Ermeni cemaati lideri Minas Durmazgüler ve Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan’a yönelik olduğu iddia edilen suikast planlarıyla ilgili olarak, ilk olarak ne zaman haber alındığı ve bu konuda hangi tedbirlerin alındığına ilişkin talebine ise İstanbul Emniyet Müdürlüğünce cevap verildi.

Elde edilen bulgulardan, adi geçen şahıslara yönelik suikast hazırlıkları içerisinde bulunulduğu değerlendirilerek ilgili birimlerle yazışmalar yapıldığı ifade edilen yazıda, adı geçen şahıslara yönelik gerekli koruma tedbirlerinin alınmasının istendiği kaydedildi.

Mutafyan’ın, ilgili mevzuat hükümlerine göre bir personelle yakın koruma altında bulunduğu, ayrıca konuyla ilgili olarak yakın koruma personeline suikast planlarıyla ilgili bilgilendirme yapılarak koruma hizmetinde zafiyet oluşmaması amacıyla dikkatli ve duyarlı olunması hususunda tebligat yapıldığı anlatılan yazıda, Genç ve Balkız’a da 13 Ocak 2009′dan itibaren bir personelle uygulanan yakın koruma tedbirinin halen devam ettiği dile getirildi.

Yazıda, yine Durmazgüler hakkından da 3 Kasım 2008′den itibaren yakın koruma uygulamasının yanında konutunda da koruma tedbirlerinin alındığı, bu iki koruma uygulamasının da halen devam ettiği kaydedildi.

‘Dev yüzer havuz’ Çanakkale’den geçti

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Gemilerin bakım ve onarımında kullanılan yüzer havuzun geçişine, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne ait Söndüren-4, Söndüren-6, Kurtarma-2 ve Kurtarma-3 römorkörleri de eşlik etti.

Yüzer havuzun geçişi sırasında, Çanakkale Boğazı güvenlik amacıyla çift yönlü olarak transit gemi geçişlerine kapatıldı.

Yetkililer, yüzer havuzun boğazdan çıkışının ardından, deniz trafiğinin normale döneceğini kaydetti.

Altınbaşak Beldesi’nde içki yasağı başladı

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Altınbaşak Belde Belediye Başkanı Ercan Bektaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2 bin 200 nüfusa sahip beldede, huzurun ve güvenin sağlanması amacıyla 23 Temmuzda alınan encümen kararıyla, beldede geçici süreliğine içki satışlarını yasakladıklarını anlattı.

Alınan kararın arkasında olduğunu ifade eden Bektaş, ”Beldemizde içki satışı ve kullanımından dolayı huzursuzluk had safhaya çıktı. Belde sakinlerimiz yaşanan bazı tatsızlıklardan dolayı huzursuz olduklarını bize bildirdiler. Beldemizden içki almak için gece geç vakitte gelmelerinden dolayı zarar veriliyordu, huzurumuz kaçıyordu” dedi.

Küçük bir belde olduklarını ve huzurun, güvenin kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Bektaş, beldenin huzur ve güveninden sorumlu olduklarını belirtti.

-”ÖNEMLİ OLAN KÖTÜ BİR ALIŞKANLIĞIN ÖNÜNE GEÇMEK”-

Beldede bu konuda bir çok olumsuz olayın yaşandığını anlatan Bektaş, şunları kaydetti:

”Belde sakinleri ile, muhtarlarımızla ve belediye encümen üyeleri ile oturup beldemizin huzuru ve güveni için ne gerekli diye düşündük ve beldemizde geçici süreyle içki satışının yasaklanması kararını aldık. Böyle bir karardan bizim yasakçı bir zihniyet, farklı yerlere farklı bir mesaj göndermek gibi bir zihniyetimiz yok. Önemli olan buradaki huzur ve güvendir. Biz hiç kimsenin içki içmesine ve içki satmasına karşı değiliz. Burada içki içilmesi ve içkinin satılması bizi rahatsız ediyorsa, günlük yaşantımızı sıkıntıya sokuyorsa, biz bu kararı almak zorundaydık. Belediye başkanı olarak bu benim birinci görevim ve bu karar içinde hiç bir zaman geri adım atmadım, doğru olanı yaptım.”

İçki içen vatandaşların başka yerden içkilerini temin etmeleri gerektiğini belirten Bektaş, ”Altınbaşak beldemizin kötü imaj sahibi olmasını istemiyorum. Beldemiz içki deposu değil, içkili gazino değil, bar, pavyon değil. Bu yasağın altından kimse başka bir sebep aramasın” diye konuştu.

Osmanlı padişahlarının ölüm nedenleri! GALERİ

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

600 yüzyıl varlığını sürdüren Osmanlı Devleti’nin padişahlarının ölüm nedenini hiç merak ettiniz mi? Kanser, beyin kanaması, protat ve daha nicesi. İşte padişahların ölüm nedenleri…

Van Gölü 400 bin yaşında

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Van Gölü’nde, 2004 yılında başlayan ‘Paleo-Van’ adı altında düzenlenen ve ”Uluslararası Bilimsel Karasal Sondajlama Programı” tarafından desteklenen sondaj projesi tamamlandı.

Yerli ve yabancı 35 bilim adamının katılımıyla gerçekleşen çalışmada, 4 yıl boyunca gölün çeşitli noktalarına kurulan platformlarda yapılan sondaj çalışması ile ilgili veriler elde edildi.

Sondaj Projesinin tamamlanması dolayısıyla Yüzüncü Yıl Üniversitesinde bir basın toplantısı düzenlendi.

Toplantıda konuşan proje Bölgesel Koordinatörü Yüzüncü Yıl Üniversitesi Mimarlık Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sefer Örçen, Van Gölü’ndeki sondaj çalışması projesinin 2004 yılında başladığını anımsatarak, bu çalışmanın küresel iklim değişikliklerine yönelik olduğunu söyledi. Prof. Dr. Örçen, şöyle konuştu:

”Bazı çevrelerce sık sık Van Gölü’nde uranyum bulunduğuna dair spekülasyonlar dillendirilmektedir. Van Gölü’nde uranyum ve petrol gibi hiçbir yer altı kaynağı söz konusu değildir. Van Gölü’nün tabanında ciddi bir fay hattına da rastlamadık.”

Proje Koordinatörü Bonn Üniversitesi’nden Prof. Dr. Thomas Litt de Van Gölü’nün kapalı bir havzaya sahip olması ve dünyanın en derin gölü olması nedeniyle önem taşıdığını vurgulayarak, gölün tabanından elde ettikleri ilk verilere göre, Van Gölü’nün yaklaşık 400 bin yaşında olduğunun tespit edildiğini bildirdi. Litt, ”Göl, Nemrut volkanının patlaması sonucu oluşmuş” dedi.

Yapılan araştırmada, sadece küresel iklim değişiklikleri değil, volkanik aktiviteleri de araştırdıklarını belirten Prof. Dr. Litt, ”Yapılan sondajlamalarda yoğun volkanik çökmelere rastladık” diye konuştu.

Prof. Dr. Litt, gelecek 5 yıl da gölden aldıkları numuneleri laboratuvar ortamında inceleyeceklerini, kesin verilerin bu çalışmadan sonra ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.