Borçları yüzünden kendisini astı

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Adana’da borçları yüzünden bunalıma giren bahçıvan 45 yaşındaki İsa Üğüten, istediği borç paranın verilmemesi üzerine çalıştığı işyerinin giriş kapısına kendisini asarak yaşamına son verdi.

Yavuzlar Mahallesi’ndeki Atlı Spor Kulübü Tesisleri’nde’nde 15 yıldır bahçıvan olarak çalışan İsa Üğüten, son dönemde maddi olarak zor günler geçirmeye başladı. Ücretinin bir bölümüne haciz gelen İsa Üğüten, çalıştığı işyerinden borç para istedi. İddiaya göre Atlı Spor Kulübü yönetimi bunun mümkün olmadığını söyledi. Bunun üzerine dün gece saatlerinde kendisini iple spor kulübünün tabelasının önüne asan Üğüten, yaşamına son verdi. Bu sabah kulübün bekçisi tarafından asılı halde bulunan İsa Üğüten’in cesedi, polis tarafından bulunduğu yerden indirildi. Üğüten’in cebinden, bazı kulüp yöneticilerini suçlayan not bulundu.

Adli Tıp Kurumu’na götürülen Üğüten’in cesedi, yapılan otopsinin ardından yakınları tarafından teslim alınarak Sofulu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

ÖSYM’de ikinci skandal !

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

KPSS’de soruların sızdırıldığı iddiaları için yürütülen soruşturma kapsamında, ÖSYM’de çalışma yapan bilişim uzmanı polisler, kurumun bilgisayarlarına el koydu. Bilgisayarlarda başka sınavların sorularıyla karşılaşan polisler, ÖSYM’yi, “Bunların da sızma ihtimali var?” diye uyardı. Bu gelişme üzerine, eylülde yapılacak TUS ve KPSS Ortaöğretim/Önlisans sınavı ile ekimdeki Üniversitelerarası Yabancı Dil (ÜDS) sınavlarının sorularının yeniden hazırlanması gündeme geldi.

ÖSYM’de polis bilgisayarlar üzerindeki incelemelerini dün de sürdürürken, sınav sorularının bulunduğu bilgisayarlarda, eylül ve ekim aylarında yapılması planlanan Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS), Önlisans Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ve Üniversitelerarası Yabancı Dil Sınavı (ÜDS) sorularının ham halinin bulunması yeni şüpheleri ortaya çıkardı.

ÖSYM’nin söz konusu 3 sınavın sorularını yeniden hazırlama kararı alması halinde, sınavların ileri bir tarihe ertelenmesinin gündeme gelebileceği belirtildi.

YAKLAŞIK 2 MİLYON KİŞİYİ İLGİLENDİRİYOR
KPSS’de soruların sızdırıldığı iddiaları için, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurumu, YÖK Denetleme Kurulu, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ve TÜBİTAK ortak çalışma yürütüyor. Bu kapsamda ÖSYM’de 3 gündür mesai yapan bilişim uzmanı polisler, kurumun sınavlar biriminde bulunan bilgisayarlara el koydu. Bilgisayarların içinden KPSS sorularının ham ve tamamlanmış halini inceleyen aynı zamanda bilgisayarlara yapılan giriş-çıkışları ve mail gönderimlerini inceleme altına alan polisler, aynı bilgisayarlarda başka sınavların sorularıyla da karşılaştı. Polisler, ÖSYM’yi, “Aynı bilgisayarlarda başka sınavlar için hazırlanan sorular da bulunuyor. Bunların da sızma ihtimali var” diye uyardı. Bunun ardından, 18 Eylül’deki TUS, 26 Eylül’deki KPSS Ortaöğretim/Önlisans ve 3 Ekim’deki Üniversiteler Arası Yabancı Dil Sınavı’nın (ÜDS) sorularının yeniden hazırlanması gündeme geldi. Soruşturma çerçevesinde ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan’ın bilgisayarı da incelemeye alındı. Yarımağan ise soruşturma tamamlanana kadar basına bilgi vermek istemiyor. ÖSYM Başkanı Yarımağan soruşturma tamamlandığında emekliliğini isteyeceğini açıklamıştı.

YÖK ÜYELERİ: “KPSS iptal edilsin”
YÖK üyelerinin bir bölümü, Başkan Yusuf Ziya Özcan’a “sınav iptal edilsin” yönünde görüş bildiriyor. Sürecin kurumların güvenilirliğini telafisi güç şekilde yıprattığını anlatan üyelerin, “Savcılık soruşturmasını sürdürsün, köstebek kurum içindeyse bulunsun. Ayrı bir ekiple acilen yeni bir sınav yapılsın” dediği öğrenildi.

‘KPSS’Yİ BAKANLIK YAPSIN’ ÖNERİSİ
Tartışmalar sürerken, ÖSYM’nin yapısının değiştirilmesi yönünde bazı görüşler ortaya atıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen atamalarıyla ilgili ÖSYM tarafından yapılan KPSS yerine bakanlığın yeni bir sınav yapma önerisi değerlendirilmeye alındı.

HaberTürk / Esra Yazdıç – Cemal Doğan

Tacizcileri dövdüren savcıya dava

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Cumhuriyet Savcısı Aslı Betül Cevizoğlu’nu taciz ettikleri öne sürülen Murat ve Arif Kara’nın, “Bizi karakolda hem dövdü hem de polislere dövdürdü” iddiası üzerine başlatılan soruşturmada, Cevizoğlu’nun 10 yıla kadar hapsi istendi

Malatya Adliyesi’ne tayin edilen Aslı Betül Cevizoğlu, 6 Temmuz 2009′da İstanbul Sarıyer Cumhuriyet Savcısı olduğu dönemde yolda yürürken Murat ve Arif Kara adlı kardeşlerin ıslıklı ve sözlü tacizine maruz kaldı. İki kardeşin kendisini taciz ve darp ettiğini öne süren Cevizoğlu, polisi aradı. Gözaltına alınan iki kardeş, karakolda hem Cevizoğ-lu’ndan hem de polislerden dayak yediklerini belirtti. Tutuklanan iki kardeşten Arif 3 gün, Murat ise 15 gün sonra tahliye edildi. 2 kardeş hakkında “kasten yaralama, cinsel taciz, hakaret ve tehdit” suçlarından 9 yıla kadar hapis cezası istemiyle kamu davası açıldı. İki kardeşin iddialarını suç ihbarı sayan Adalet Bakanlığı müfettişleri; savcı ve polisler hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma sonunda iki kardeşin polis merkezinde darp edildiği belirlendi. Müfettişler ayrıca Cevizoğlu’nun ifade tutanaklarını gecikmeli imzaladığını, nöbetçi olduğu gün adliyeye gitmediğini ve katibe hakaret ettiğini tespit etti.

POLİSLERE 8 YIL İSTENDİ
Müfettişler soruşturma sonunda dosyayı Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Savcılığın incelemesi sonunda Cevizoğlu’nun görevi kötüye kullanmak”, “hakaret” ve “kasten yaralama” suçlarından 10 yıla kadar hapsi istendi. Murat Ka-ra’yı darp ettikleri ileri sürülen Başkomiser Serdal Akgül ile polis memurları İbrahim Metin Erdoğan ve Doğukan Tokcan hakkında ise “görevi kötüye kullanmak” ve “kasten yaralama” suçlarından 8 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüpheliler önümüzdeki günlerde hâkim karşısına çıkacak.

AHT

AKP’li Başkan

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Konya’nın Ahırlı İlçesi’ne bağlı Akkise Beldesi’nin Belediye Başkanı Ak Partili Ceylan Arslan, 5 belediye meclis üyesi ile birlikte referandumda ‘hayır’ oyu vereceklerini açıkladı.

Başkan Arslan ve meclis üyeleri Ak Parti’den istifa ederek MHP’ye geçti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal ile Konya Gazeteciler Cemiyeti’de basın toplantısı düzenleyen Akkise Belediye Başkanı Ceylan Arslan, 2004 ve 2009 yerel seçimlerinde Ak Parti’den seçildiğini anlattı. Ak Prti’nin son dönemde gündeme getirdiği ‘demokratik açılım’ politikası ile milleti böldüğünü kaydeden Ceylan Arslan, şunları söyledi:

“Türk milletini bölmeye yönelik açılım safsatalarından ve bunun için hazırlanmış olan Anayasa değişikliğinden, yine artık pervasızca dile getirilen özerklik adımI, ona paçavradan bayrak yapma gibi zırvalara hiç bir devlet ve hükümet kanadından tepki gösterilmemesinden dolayı duyduğumuz rahatsızlıkdan ötürü 12 Eylül günü yapılacak halk oylamasında hep beraber tercihimiz ‘hayır’ olacaktır. Belediye Meclis üyelerimiz ile birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi’nden istifa etmeye karar veriyoruz. Bundan sonra arkadaşlarımla birlikte MHP saflarında, görevimize devam edeceğiz.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal da devletin partilileştirildiğini iddia etti. Bal, “Şimdi devlet organlarında bulunan genel müdürler, valiler, kaymakamlar bunlar AKP’ye evet oyu alabilmek için memuriyet görevlerini suistimal etmektedirler. Devletin yetki ve kaynaklarını suistimal etmektediler. Bunların içinde Fak-fuk-fon’u idare edenler, sosyal yardım kuruluşlarını yönetenler vardır. Bunların içinde devletin para kaynaklarını, polis ve silahlı güçlerini yönetenler vardır. Seçmenler böyle bir yönetimin baskısı altında ‘evet’ oyu vermeye zorlanmaktadır” dedi.

Faruk Bal, köylülerin hizmetlerin durdurulacağı yönünde tehdit edildiğini, Beldes, Köydes projelerinin durdurulacağı, köylere yapılacak yol, su hizmetlerinin durdurulacağı, vatandaşa yeşil kart verilmeyeceği tehditleri savrulduğunu öne sürdü.

Categories: Güncel Tags:

Endonezya’da yanardağı paniği !

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Endonezya’da 400 yıl aradan sonra geçen hafta ilk kez hareketlenen Sinabung Yanardağı yine kül püskürttü.

Yanardağ uzmanı Agus Budianto, Sinabung’un dün gece 13 dakika boyunca 3 bin metrenin üzerine kül bulutu püskürttüğünü belirtti.

Uzman, bunun, yanardağın harekete geçtiği 29 Ağustostan bu yanaki en büyük püskürme olduğunu söyledi.

Yanardağın içinde, dün akşamdan beri yoğun magma hareketi olduğu belirtildi.

Sinabung’un 6 kilometre yakınındaki yerleşim yerlerinden pazar gününden bu yana 20 binden fazla kişi tahliye edildi.

Günay’dan referandum açıklaması

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ”Yahu insan 20 yaşında anma törenine, yürüyüşe katılmazsa, sol veya sağ yumruğunu bir şeyleri protesto etmek için havaya kaldırmamışsa, ben ona adam mı derim? Böyle bir şey olur mu? Gençler elbette ki bir şeyleri protesto edecek” dedi.

Bakan Günay, etkinliklere katılmak üzere geldiği Mersin’de, Mersin Sanayici ve İşadamları Derneği’nde (MESİAD) çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle bir araya geldi.
Günay, buradaki konuşmasında, 12 Eylülde yapılacak halk oylamasının bir siyasi parti seçimi olarak görülmemesini istedi.

Referandumun parti seçimine dönüştürüldüğünü, bu nedenle de sürecin ”kıran kırana götürüldüğünü” dile getiren Günay, ”Şu an 20-25 maddelik bir değişim söz konusu. Bu yapılan mükemmel mi, bazı eksiklikleri yok mu? Tabii ki var. Ben bu anayasa hazırlığı yapılırken, daha radikal düzenlemelerden yanaydım. Daha kavrayıcı bir yurttaşlık tarifi, etnik ve mezhepçi yaklaşımların bizim hukukumuzdan tümüyle çıkarılmasına ve ayıklamaların yapılmasından yanaydım. Ama şimdi düşünüyorum, demek ki onları da yapsaymışız, kıyametler koparmış” dedi.

”Herkesin ittifak edebileceğini zannettikleri” bir paket hazırladıklarını ifade eden Günay, şöyle konuştu:

”İnsan hakları, sosyal devlet ve hukuk devleti açısından makul olan ve aslında 1961 anayasasını temel alan bir düzenleme yaptık. TBMM’de ana muhalefet hiç oy kullanmadı. Oy kullanmayınca dedim ki, ‘herhalde Anayasa Mahkemesine götürecekler, oradan çıkacak karara göre net bir tavır gösterecekler’. MHP ise ret oyu kullandı. Onu anlıyorum. Çünkü MHP’nin özgürlükçü bir anayasa derdi yok. Onu zaten biliyorum.”

MEMURLARA TOPLU SÖZLEŞME HAKKI

Oylanacak pakette memurlarla ilgili çalışmalara yer verildiğini, toplu sözleşme hakkının tanındığını hatırlatan Günay, konuyla ilgili çeşitli eleştirilerin gündeme geldiğine vurgu yaparak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”(Toplu sözleşme hakkı olsun) dedik, (Neden grev hakkı yok?) diye sordular. Ya Türkiye’nin bugünkü kamu yönetmeliği yapısıyla, grev hakkı verilebilir mi? Memurları da işçi haklarında birleştirelim, Türkiye’de kamu yönetiminde yeni bir reform yapalım, o zaman grev hakkını da getirelim. Ama bugünkü yapıya baktığımız şimdilik bu zor. Çünkü mesela benim bakanlığımda iş yapan kadar iş yapmayan da var ve ben bu iş yapmayanları nereye oturtacağımı bilemiyorum. Devlet yapısı o hale gelmiş durumda. Bazı daire müdürü arkadaşlarım, ‘Zorlamayın sayın bakanım o gelmesin, gelmedikleri zaman dairemiz daha iyi çalışıyor’ diyor. Bu yapı içerisinde grev hakkını nasıl gündeme getirebilirim? Ama toplu sözleşme bugünküne göre bir adım ileri değil mi? Evet öyle. Ama diyorlar ki (Onu getirmiyorsunuz, bunu da kabul etmiyoruz). Ben su istiyorum, ama bunu içmem, şu markadan isterim. O zaman daha beklersin. Bu da iyi ve temiz bir su ise bir yudum içip, istediğini yine talep edersin.”

Halkın referandum öncesinde anayasa paketiyle ilgili bilgi sahibi olduktan sonra oy kullanmasını isteyen Günay, ”Ben kimseye şu oyu, bu oyu verin demem. Çünkü bunu saygısızlık olarak görüyorum. Benim tek ricam lütfen dikkatlice okuyalım. TBMM’nin veya resmi gazetenin sitesine girip bakın. Önümüzde 10 gün var. Günde 10-15 satır okusanız, seçime kadar tamamına bakmış olursunuz. O nedenle lütfen okuyalım ve ne oy vereceğinize ona göre karar verin” diye konuştu.

”FİŞLEMEYİ KALDIRIYORUZ’

Fişlemenin kalkacağını savunan Günay, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Gençlerin önündeki fişlemeyi kaldırıyoruz. Ben oğlumu yurt dışına göndereceğim, önüme polis fişi geliyor. Neymiş, filanca tarihte birilerinin anma törenine katılmış, filanca tarihte yürüyüşe katılmış. Yahu insan 20 yaşında anma törenine, yürüyüşe katılmazsa, sol veya sağ yumruğunu bir şeyleri protesto etmek için havaya kaldırmamışsa, ben ona adam mı derim? Böyle bir şey olur mu? Gençler elbette ki bir şeyleri protesto edecek. Neymiş, protesto etmiş. Mahkeme kararı var mı? Yok. Ama önüme 20 yıl sonra bir fiş geliyor. Mahkeme kararı yoksa insanların özgürlüğünü kısamazsın. Temel hak ve özgürlükler ancak anayasadaki kurallarla kısıtlanabilir.”

Yaşam savaşını kaybetti

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Küçük kuzenini kurtarmak için girdiği havuzda elektrik akımına kapılan Hüseyin Can, hayatını kaybetti.

İstanbul Sarıyer’deki lüks sitede 13 yaşındaki kuzenini kurtarmak için girdiği havuzda elektrik akımına kapılan Haliç Üniversitesi öğrencisi Hüseyin Can Menekşe (20), 33 gündür verdiği yaşam savaşını önceki gün kaybetti.

Hüseyin Can Menekşe, çok sevdiği Beşiktaş’ın forması ve hayalini kurduğu Mustang otomobilin oyuncağı ile dün son yolculuğuna uğurlandı.

Rumelifeneri Yeni Cami’de yapılan cenaze töreninde, talihsiz gencin tabutunun yanına ağabeyi Erdoğan Menekşe’nin yaptırdığı “Abisinin kralı” yazılı bir çelenk konuldu. Baba Ferhan Menekşe, site yönetimini suçlayarak “Havuzda çok düşük maliyetli bir cihazın bulunmaması kabul edilir bir şey değil. Oğlum göz göre göre öldü” dedi.

AHT

Fazıl Say’dan yeni inciler

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Fazıl Say, Facebook’taki son yazısında bu kez alaycı, mizahi bir dil kullanmayı tercih etti. İşte Say’ın güldürürken düşündüren o yazısı: “Tom diye bir arkadaşım var, İngiliz. Ben yaşlarda. Astrofizikçi. Nobel ödüllü. Tel Aviv Üniversitesi’nde ders verir. Hobble uzay teleskobunu yaratan ekipten. 20 milyar ışık yılı uzağını seyredebiliyoruz artık. Asıl ‘baba astrofizikçi’ Tokyo’da yaşayan yaşlı Fukuhita’dır.

Fethullah Triton’a okul açmış

Neptün’ün bir uydusu var, Triton. Neptün uzak. Neptün soğuk. Neptün’de hayat yok. Fukuhita dermiş ki; Triton’da hayat var. Neden var? Çünkü bu uydunun içinde bir okyanus varmış. Okyanus demek su demek. Su demek hayat demek. Çok gelişmiş bir uygarlık mı? Ne derece gelişmiş olur ki su uygarlığı? Oy verecek kadar gelişmişler midir ki? AKP? CHP? BBP? Fethullah? Var mıdır böyle şeyler orada da? Emre Aköz, Ahmet Hakan falan gibilerin suda yaşayanları. Yoksa, Triton’a da mı kaçamayacağız?

Triton’a kaçmışsın, mutlusun, huzurlusun; bi bakıyosun Fethullah oraya da okul açmış. Aaa! Gelmişler. Mehmet Altan da oradan geçen balığa ‘sen darbecisin ulan” diye bağırıyor. NASA oraya 20-30 yıl içinde uzay mekiği yollayacakmış. Bu okyanusta ne var ne yok keşfedecek. Hadi hayırlısı.”

Şahin, Kinsella ile bir araya geldi

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, G-20 Ülkeleri Parlamento Başkanları Toplantısına katılmak için geldiği Kanada’nın Başkenti Ottawa’da, Kanada Senato Başkanı Noeal Kinsella ile bir araya geldi.

Kanada Parlamentosu Senato Genel Kurulunda yapılacak olan Gıda Üretimi ve Güvenliği konulu, G-20 Ülkeleri Parlamento Başkanları Toplantısına katılmak üzere Ottawa’ya gelen Şahin, Kanada Parlamentosunu ziyaret etti. Şahin, Parlamento binası önünde Kanada Senato Başkanı Noel Kinsella tarafından karşılandı.

Şahin’e Parlamento binasını ve Senato Genel Kurul Salonunu gezdiren Kinsella, tarihi Parlamento binası ile ilgili bilgi verdi.

Erdoğan’dan görüşme açıklaması

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütü elebaşıyla görüşme yapıldığı iddialarıyla ilgili olarak, “Görüşmeler noktasında da bu ülkenin istihbari örgütleri görüşür. Neyi görüşür? Terörü, acaba minimize eder miyim, terörü bu ülkede yok edebilir miyim? Bu gibi düşüncelerle ülkemizin geleceği, halkımızın, milletimizin geleceği için bu görüşmeleri yapar” dedi.

Erdoğan, TV8′nin canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Başbakan Erdoğan, “yarın Diyarbakır’da yapacağı konuşmanın içeriğinin ne olacağının” sorulması üzerine, Diyarbakır mitingi ile ilgili olarak haftalardır beklentileri artıran bir kampanya olduğunu ve kendisinin de bunu anlamakta zorlandığını söyledi. Erdoğan, “Zira, biz belli bölgenin Başbakanı değiliz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıyız. Aslında 2005 Ağustos ayında birçok mesajları verdik” dedi.

Afyonkarahisar’da, partilerini kurduklarında üç kırmızı çizgileri olduğunu vurguladıklarını anlatan Erdoğan, etnik, bölgesel ve dinsel milliyetçilik yapmayacaklarını belirttiklerini ifade etti. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

“Etnik milliyetçilik yapmayacağız. Çünkü 73 milyon vatandaşımıza aynı mesafedeyiz. Biz, bu ülkenin Kürdü, Türkü, Lazı, Gürcü, Çerkezi gibi tüm etnik unsurların hepsinin Başbakanı ve iktidarı olacağız. Hepsini, Yunus’un diliyle ‘Yaradılanı severiz, Yaradan’dan ötürü’ anlayışıyla seveceğiz ve kucaklayacağız. Bugüne kadar da böyle yaptık. Bölgesel milliyetçilik yapmayacağız. Çünkü bugüne kadar yatırımlar ne yazık ki bu ülkenin batısına yapıldı ama Doğu, Güneydoğu, Doğu Karadeniz, bu bölgeler hep ihmal edildi. Biz, ‘bunu yıkacağız’ dedik ve yıktık. Son 7.5 yıl içerisinde bizim Doğu ve Güneydoğu Bölgesine yaptığımız yatırımların toplam tutarı 24.5 milyar dolardır. Buna ulaştık.”

“DEVLETİN SÜREKLİLİĞİ VARDIR, HÜKÜMETLERİN SÜREKLİLİĞİ YOKTUR”

Bir gazetecinin, “Referandum sürecinde ‘evet”lerle ‘hayır’lar yarışırken, Barış ve Demokrasi Partisi’nin sanki vereceği oylar önem kazandığı için belki dikkat Diyarbakır’a doğru yöneldi. Bu arada da ateşkes ilanı aslında lehine çalıştı partinizin… Dolayısıyla böyle söylentilerin, İmralı etrafından dönen münakaşalar da buradan kaynaklandı gibi. Görüştü görüşmedi gibi tartışmalar cereyan etti. Devletin görüştüğü sonunda kabul edildi ama bizim aklımıza şöyle bir soru takıldı; devletle hükümet aslında aynı şeyler değil mi? Sizin direktifinizin haricinde mi birtakım olaylar cereyan ediyor” sorusu üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

“Devletin sürekliliği vardır, hükümetlerin sürekliliği yoktur. Biz, hükümet olarak devlet denilen bu önemli mekanizmayı almışız ve milletimizin bize verdiği yetkiyle yönetiyoruz ama bizden önce de yine yönetenler vardı. Aynı mekanizmayı kullandılar. İstihbari örgütler olsun, çeşitli bakanlıklar belli yerlerle görüşmeleri hep yapmışlardır, yaparlar. Terörist başı, birileri tarafından o zamanki yönetime teslim edilmiştir ve teslim edildikten sonra da o zamanki hükümet yine bu mekanizma eliyle almıştır ve bugünkü İmralı’ya yerleştirmiştir. Şimdi o zamanki hükümetin ortağı olan siyasi parti, öyle kampanyalar yürütmüştür ki, ‘Niçin F tipi cezaevlerine taşınmıyor?’ İmralı’ya bunu yerleştiren sensin. Oraya yerleştirirken bu kararı veren organ içerisindesin. Şimdi F tipi cezaevini konuşuyorsun. O gün İmralı’ya hangi nedenlerle, hangi saiklerle yerleştirdiysen, bugün de orada aynı saiklerle duruyor. Demek ki orada durmasının bir nedeni, bir gerekçesi var.

Görüşmeler safhasına gelince, görüşmeler noktasında da bu ülkenin istihbari örgütleri görüşür. Neyi görüşür? Terörü acaba minimize eder miyim, terörü bu ülkede yok edebilir miyim? Bu gibi düşüncelerle ülkemizin geleceği, halkımızın, milletimizin geleceği için bu görüşmeleri yapar. Bunu sadece onlarla da yapmaz, adi suçlarda da yapar. Bu, onların zaten doğal görevidir.”

“(TERÖR ÖRGÜTÜ) BU YAPILANMALAR KENDİ İÇİNDE SIKINTILAR YAŞIYOR”

“Terör örgütünün başı İmralı’da. Fakat, sanki oradan terör örgütünü yönetiyormuş gibi bir izlenim ortaya çıkıyor. Sanki oradan birtakım mesajlar birilerine gidiyor? Burada bir gariplik yok mu” sorusu üzerine de Erdoğan, kendisinin bu izlenimi paylaşmadığını söyledi.

Erdoğan, böyle bir havanın oluşturulmaya çalışıldığını ifade ederek, “Kendi tespitlerimi söylüyorum. Şu anda terör örgütünün, dağda, şehirde ve yurt dışında bir yapılanması var ve bu yapılanmalar kendi içinde de belli sıkıntıları yaşıyorlar. Şu anda bu sıkıntılar artık kendini göstermeye başladı. Yurt dışında özellikle bir siyasal yapılanması var. Yurt dışındaki siyasal yapılanma da etkinliğini sürdürüyor” diye konuştu.

Eylemsizlik kararının son bir ayda alınmadığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bundan önce de eylemsizlik kararı alınmıştır. Çünkü, bu eylemsizlik kararının alınmasının getirisi götürüsünü de onlar kendilerine göre hesaplıyorlar. Benim Kürt kökenli vatandaşlarım, kardeşlerim, terör örgütünün kendilerini temsil etmediğini görüyorlar. Bundan çok ciddi sıkıntı çekiyorlar. Artık, ‘bu bitsin’ diyorlar. Çünkü, onlar da enerji kaybettiler, çok ciddi bir yorgunluk içindeler.

Terörü, bir sektör olarak görenler var. Terörü, bir sektör olarak görenler ise bunun yaşamasını, devamını istiyor. Çünkü oradan nemalanıyor. Uyuşturucu kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve özellikle yurt dışında birçok ticari organizasyonlar, hatta içeride bazı ticari organizasyonların hepsi terör örgütüyle iç içe yürüyor. Bunun devamı neye bağlı? Terörün devamına bağlı. Bunu engellemek için de tabii ki, bazı adımların atılması gerekiyor. Nitekim bizim şu anda, özellikle bu güvenlikle ilgili yasalaştırdığımız müsteşarlık, bu işin altyapısını oluştursun diye bu adımı attık. İnşallah, ondan da bu hazırlıkları bekliyoruz. Buradan da bir netice alacağımızı bekliyoruz.”

“İDDİASINI İSPATLA MÜKELLEFTİR”

“MHP’li sözcüler, sizinle doğrudan irtibatı olmasa bile referandum konusunda terörist başıyla bir pazarlık yürütüldüğünü iddia ettiler. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, “Buna ben şaşarım” dedi.

Arzularının parlamento içerisinde bir Anayasa değişikliği yapılması olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Biz ‘gelin bunu parlamentoda başaralım’ dedik. O zaman zikrettiğiniz MHP, ‘seçimlere bir yıl var. Seçimden sonra bunu yeni parlamento yapsın’ dedi. Sayın Toptan, daha Meclis Başkanı iken, hepsine mektup yazarak, ‘gelin, bir Anayasa Uzlaşma Komisyonu kuralım ve yeni bir anayasa hazırlayalım’ dedi. CHP ise ‘Ben Uzlaşma Komisyonu’nda yer almam’ açıklamasında bulundu. Diğerleriyle bu işin yapılması da uygun görülmedi ve kesildi. Bir yıl var. 24 saat siyasette çok uzun bir zamandır. Niçin siz bir seneyi yok farz ediyorsunuz?

Bunu, Anayasa değişikliğini, parlamentoda bitirebilirdik. Yine beraber, el ele bitirirdik. Kendilerine teklifimizi yaptık, otururduk, görüşürdük. Neresi eksik, neresi fazla, bunları çıkartabilirdik. Ona göre, bu adımı atardık. Şu anda da meydanlarda da bu kadar büyük bir kampanya sürüp gitmezdi. Vekiller olarak, bizler bu işi orada bitirebilirdik ama MHP ne yaptı? ‘Ancak kahve içmeye gelirsiniz’ dedi. Bu kadar işi sulandırdı. CHP, daha kapağını açmadan, ‘hayır, biz bu işin içerisinde yokuz’ dedi. Bir araya gelmesi mümkün olmayanlar, CHP, MHP, BDP, Türkiye Komünist Partisi, YARSAV, İşçi Partisi hepsi bir araya gelerek, ‘hayır’ cephesi oluşturdular. Şu anda ortaya çıkan tablo, çok ilginç…”
Erdoğan’ın açıklamalarının ardından, gazetecinin, “Ama onlar diyorlar ki, ‘Sayın Başbakan tabii kendisi takaya binip de terörist başıyla görüştü demiyoruz. Adamlarını gönderdi, ‘evet’ desinler BDP’liler diye” sözleri üzerine Başbakan Erdoğan, “İddiasını ispatla mükelleftir. Onun ‘takaya binip gönderdi’ dediği elemanlar noktasında, aynı şeyi ben kendilerine söylerim. İmralı adasına siz yerleştirdiniz ve yerleştirdikten sonra siz kimlerle bu görüşmeleri yaptırıyorsanız o dönemde, ben de aynı insanlarla o görüşmeyi yaptırıyorum. Olay bu kadar basit” dedi.

İşte Erdoğan’ın diğer açıklamaları:

12 Eylül’ün öncesi ve sonrasında ben siyaset yapan birisiyim. Ben siyaseti yaparken hem futbol oynadım, hem de siyaset yaptım. Ben hem İstanbul’un gençlik kollarının başkanıydım hem de aynı zamanda futbol oynadım. Bunları beraber yaptım. Bir taraftan cezaevine girdim çıktım o dönemlerde de kısa süreli de olsa bunları yaşadım. Ama siyaseti de yine o dönemlerde yürüttüm. 12 Eylül’den sonraki dönemde de şiir okuduğum dönemde de ne olduğu meydandadır.

Şu anda acaba yönetici kadronun içinde bulunan Sayın Bahçeli, böyle bir bedel mi ödedi, böyle bir şey mi hayatından geçti? Acaba ne yaşadı? Eski ülkücülerin hangisi bu kadronun içinde yer alıyor. Şu anda onlar aynı şeyi paylaşmıyorlar, beraber değiller. Onlar bedel ödediler. Merhum Muhsin kardeşim şu anda hayatta olsaydı burada ne diyordu, ‘evet’ diyordu. Onun yerini şu anda alanlar, onun bıraktığı makamı devam ettirenler, ‘evet’ diyorlar. Bağımsız ülkücüler, onlar da ‘evet’ diyorlar. Ama bağımsız ülkücülere şu anda Sayın Bahçeli ne diyor, ‘uşak zihniyetli’ diyor, hakaret ediyor.

MAHALLE BASKISI

O kampanyayı yürütenler nasıl yürütüyor bilemem. Mahalle baskısı diye bir şey konuşacak olursak mahalle baskısını bu ‘hayır’ diyenler çok iyi başarırlar. O işte çok mahirdirler. Bunu bir çok yerlerde özellikle kızlarımıza çok yaptılar. Özgürlükler konusundaki baskıları çok gördük.

TÜRBAN SORUNU

Bugünden tezi yok diyorum, gel 13 Eylül’de. Şimdi MHP’de burada yeni şeyler söylemeye başladı, ‘dibini görmediğim kuyuya inmem’ diyor. Biz hazırız, hemen 13 Eylül’de verelim elele oturalım, konuşalım, ne gerekiyorsa hemen bu sorunu ortadan kaldıralım. Ama bunu tasarımcılara filan havale etmeyelim. Bırakalım başını nasıl örtecekse öyle örtsün.

LİDERLER BULUŞMASI

Biz bunu aslında yaptık. Yapmadık değil. Yani tartışma başka bir şey, kompleksli bir düello başka bir şey. Şu anda Batı’da da bu tür toplantılarla ilgili olarak bazı liderler bu işlerin olmadığını, netice de vermediğini söylemeye başladılar. Çünkü olaylar hep böyle bir düelloya ve artık kişisel bazı şeylere doğru da çekiliyor, gidiyor. Kimse projesini, programını ortaya koymuyor. Bizde (Tencere dibin kara) olayı var ya. Böyle işi götürüyorlar. Böyle siyaset anlayışı olmaz. Ne yaptın, ne yapacaksın? Bunu konuş. Kimse bunu konuşmuyor.

Benim uzlaşmamak gibi bir şey kitabımda yok. Ben icraatın içindeyim zaten. Onların böyle bir işi yok. Onların işi sadece karalama, sadece hakaret etme, bu. Bizim işimiz gücümüz var, işimizle meşgulüz. Biz ülkeye hizmette koşturuyoruz, öyle boş vaktimiz yok. Yani dünyanın bir tarafına git, ülkene gel, ülkenin illerini dolaş. Bunları yapmak durumundasınız. Onların böyle bir sıkıntısı öyle bir durumu yok. Biz hizmette şu an yarış halindeyiz. Bunu yapmak durumundayız, yapacağız da. 12 Eylül sonrasında da yine aynı şekilde, yani böyle bir gayretin içinde, onlardan böyle bir yaklaşımı gördüğümüz anda seve seve biz de bunları otururuz dertleşiriz, konuşuruz.

YAKINIM ŞEHİT OLSA BİRİNİN BUNU AFFETMESİNE MÜSAADE ETMEM

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak değil, bir vatandaş olarak bir yakımın şehit olması durumunda, kendim adına birinin bunu affetmesine müsaade etmem. Onu, tarih boyunca affetmem, yaşadığım sürece affetmem. Bu şehitlerin yakınları var. Bu insanlar dururken, siz onların katili olarak bildiklerimizi affedebilir misiniz? Katilleri affetmek başka bir şey, terörün içerisinde yer almak başka bir şey. Şimdi kalkıp da devlet, kendisine karşı işlenilen suçları affedebilir, ama vatandaşı öldürenleri affedemez.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis niçin var? Onlar için var. Ama biz, kalkıp da devlet olarak bize karşı işlenen bir suçta bu affı yapalım, ama kalkıp da katili biz affetmeyelim. Bunlar, ayrı birer konu. Bundan sonra da farklı şeylerin gelecekte adım atılmasına neden olur. ‘Nasıl olsa, yapanın yanın da kar kalıyor’ der. Vuran gider, vuran gider. Bu olmaz. Bir bedeli ödemesi gerekir. Eğer siz, milli vicdanı rahatlatmazsanız, bu arkasından isyanı getirir.

CHP ‘Evet’ afişlerini toplattırdı

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Balıkesir CHP İl Başkanlığı’nın yasaklara aykırı olarak billbordlara asılan ‘Evet’ afişlerinin toplatılması için yaptıkları başvuruyu değerlendiren 1′nci Merkez İlçe Seçim Kurulu, afişlerin toplatılması kararını verdi.

Ayrıca, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın vatandaşın tercihini etkilemeye dönük açıkta para ve yardım adı altında yaptığı faaliyetin seçim gününe kadar durdurulmasına da karar verildi.

Cumhuriyet Halk Partisi Balıkesir İl Başkanı İrfan Barış, Balıkesir Genç Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (GESİAD) Billboard’lara ‘Evet’ oyu kullanılmasına yönelik afiş astığı bu nedenle yasaklara aykırı davrandığı, Balıkesir Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın da çok önemli bir halk oylaması öncesi yoksul vatandaşlara yardım adı altında 100 Lira vererek halk oylamasında seçmen tercihini etkileyecek çalışma yaptığı gerekçesiyle 1′inci Merkez İlçe Seçim Kurulu’na başvurdu, sorumlular hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Bugün saat 10.00’da toplanan 1′nci Merkez İlçe Seçim Kurulu, Balıkesir Genç İşadamları Derneği’nce Edremit Caddesi ile 18 Mayıs Caddesi’nin kesiştiği kavşakta, Kepsut Caddesi üzerindeki Gençlik Spor Müdürlüğü önündeki meydanda, Akasyalar Kavşağı, Bandırma Caddesi, Vasıf Çınar Caddesi Doğumevi karşısında bulunan Billboard’larda üzerinde ‘Özgür bir gelecek için, Yavrularınızın geleceği için, Mağdurların hakkını araması için, Vesayetten Kurtulmak için, Hukukun üstünlüğü için, Sendikal haklar için, Referandumda evet’ yazıları ve Balıkesir Genç İşadamları Derneği amblemi bulunan afişlerin toplatılmasına, oy verme gününe kadar da aynı afişlerin Billboardlara asılmasınının önlenmesine karar verdi.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın vatandaşın tercihini etkilemeye dönük açıkta para ve yardım adı altında yaptığı faaliyetin seçim gününe kadar durdurulmasına, vakfın önceden yardımda bulunduğu muhtaç kişilere aylık olarak veya erzak olarak verilen yardımların ise seçim yasakları kapsamında olmadığına karar verildi.

CHP İl Başkanı İrfan Barış, 12 Eylül Referandumu’nun son 10 gününe girildiğini, bu sürecin çok önemli olduğunu, bazı çevrelerin bu süreçte çok orantısız güç kullanarak taraf olduklarını gösterdiklerini vurguladı. Barış, “Sayın Başbakan her ne kadar iş alemine görüşlerini açıklamaya zorlasa bile, bizde Başbakan gibi vatandaşlarımızın korkmadan medeni cesaretlerini de ön planda tutarak görüşlerini açıklamasından yanayız. Ama iktidar erkini elinde bulundurarak, işadamlarına, sanayicilere, meslek odalarını, görüşlerini açıklamamalarından dolayı aba altından sopa göstererek onları adeta ‘Evet’ kampanyasında öncü olmaya davet etmek manidardır. Her vatandaş kişisel görüşünü açıklamakta, kişisel tercihini bir başkasına aktarmakta özgürdür ama bir tarafa yasakları çiğneyerek destek vermek demokratik değildir. Biz Balıkesir Genç İşadamları Derneği’nin Billboardlar kiralayarak ‘Evet’ kampanyasına destek olduğunu gördük. Bu orantısız güçtür, demokratik değildir, vatandaşlık hakkını kötüye kullanmaktır. Bu nedenle Birinci Merkez İlçe seçim kuruluna dilekçe verdik. 12 Eylül’de yapılacak Anayasa Değişikliği Halk Oylaması için seçim yasakları kapsamında Balıkesir GESİAD’ın umuma açık yerlerdeki Billboardlarda halkı evet oyu kullanmaya yönelik afiş asmak suretiyle yasalara aykırı faaliyette bulunduklarını saptadık. Ayrıca Balıkesir Valiliği Sosyal Yardımlaşma Vakfı çok önemli bir halk oylaması arifesinde, güya yoksul vatandaşlara yardım adı altında 100 lira vermek suretiyle 12 Eylül halk oylamasında seçmen tercihini etkileyecek çalışmalar yapmaktadır. Bunlar halk oylamasının dürüst şaibesiz ve yansız olarak yapılması gerekliliğine gölge düşürücü eylem ve yöntemlerdir. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Bilindiği gibi 2 ayda bir yoksul vatandaşlara ödemeler yapmaktadır. Bizim amacımız bunların kaldırılmasıyla ilgili değildir. Seçim Kurulunun verdiği kararda da bu yardımlar devam edecektir. Durdurulan yardım da tamamen ortadan kaldırılmamış, referandumdan sonra devam edilmesine karar verilmiştir. Bizim isyanımız insanlar afişe edilerek insanların yoksulluğu bilakis ortaya çıkarılarak, yoksulluğu sömürülerek yardım dağıtıldığı için biz harekete geçtik ve önlenmesini istedik” diye konuştu.

Hürriyet

Fatih’te kumar operasyonu

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Alınan bilgiye göre, Aksaray Çakırağa Camii Sokak’ta bulunan bir sosyal yardımlaşma derneğinde para karşılığında tombala oynatıldığı ihbarını alan İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak ve Kumar Masası Amirliğine bağlı ekipler, müşteri gibi davranarak girdikleri yerde tombala oynandığını tespit etti.

Bunun üzerine gerçekleştirilen operasyonda, kumar oynadıkları ve oynattıkları iddiasıyla biri işletme sahibi olmak üzere toplam 30 kişi gözaltına alındı.

Bu kişilerle birlikte tombala makinesi ve çok sayıda oyun pulu ele geçirildi.

Şubeye götürülen bu kişiler hakkında Kabahatler Kanunu uyarınca işlem yapılacağı bildirildi.

Öte yandan, polisin ramazan ayı boyunca 100′den fazla mekana kumara ilişkin operasyon düzenlediği öğrenildi.

Kızı, Erdoğan’ın sırrını açıkladı

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Başbakan Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan son aylarda yurtiçi ve yurtdışı gezilerde babasına eşlik ederek özellikle uluslararası basında Türkiye hakkında çıkan haberleri takip ediyor. AK Parti Genel Merkezi’nde çalışmaya başlayan Sümeyye Erdoğan Pakistan ziyaretinde babasıyla ilgili ilk defa konuştu.

Pakistan yolunda Akşam gazetesine konuşan Sümeyye Erdoğan, Genel Merkez’deki danışmanlık göreviyle ilgili ‘Bu önemli dönemde babama yardım etmek istedim. Özellikle uluslararası gelişmeleri, Türkiye hakkında yazılanları takip ediyorum ve kendisine bilgi aktarıyorum. Her gün düzenli olarak Genel Merkez’e gidiyorum ve çalışıyorum’ dedi.

‘Siyasete girecek misiniz?’ sorusuna ise Erdoğan ‘Medya, yüksek lisans çalışmamı bile ‘siyasete ısınıyor’ diye yorumlamıştı. Şimdilik niyetim yok. Çocukluğumuzdan beri zaten siyasetin içindeyiz’ diyerek cevap verdi.

‘Babanızın temposuna ayak uydurmak çok zor!’ yorumları karşısında Sümeyye Erdoğan ‘Babamı insanlarla kurduğu iletişim zinde tutuyor. Onun sırrı bu! Ve tabii Allah güç veriyor…’ dedi.

 

Eskişehir-Afyonkarahisar sınırında orman yangını

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Alınan bilgiye göre, Afyonkarahisar’ın Alanyurt beldesi yakınlarında başlayan orman yangını kısa sürede büyüyerek, Eskişehir sınırına da geçti. Han’ın Gökçeyayla köyü ormanlarına sıçrayan yangına Denizli ve Bursa’dan helikopter desteği istendi.

Karaçam ağaçlarıyla kaplı bölgede devam eden yangına Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 9 arozöz ekibi müdahale etti. 7 su tankeri de sürekli su ikmali yaptı. 2 helikopterin söndürme çalışmalarına katılması ve civar köylerden gelen yaklaşık 100 kişinin de yardımıyla yangın kontrol altına alındı.

Söndürülen yangının tekrar alevlenmemesi için nöbetçi ekipler bekletildi. Soğutma çalışması sürdürülen yangında, 7 hektarı Afyonkarahisar’da 3 hektarı da Eskişehir’de olmak üzere 10 hektarlık ormanlık alan hasar gördü.

Emniyet’ten Alevi-Sünni çatışması uyarısı

Cuma, 03 Eyl 2010 admin yorum yok

Hatay Dörtyol’da dört polisin şehit edilmesiyle planlanan provakasyonun başarısız olmasının ardından bölgede yeni provakasyonlar planlanları deşifre edildi. Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele ve Harekat Daire Başkanlığı, Hatay merkezli yasadışı THKP-C (Acilciler) örgütünün Alevilere dönük suikastler planladığını belirledi. Örgütün eylem planına karşı tüm birimlerden istihbarat çalışması istendi.

12 Eylül’de yapılacak Anayasa değişikliğini öngören referandum sürecini sabote etmek amacıyla yeni senaryoların uygulamaya konulduğu ortaya çıktı. Hatay Dörtyol’da planlanan Türk Kürt çatışması polisin provakatörleri kısa sürede yakalamasıyla önlenmişti. Aynı bölgede bu de da Alevi-Suni çatışması planlandığı öne sürülüyor. Alevi Sunni çatışması için de Hatay merkezli Acilciler olarak adlandırılan yasadışı THKP-C örgütünün eylem arayışı içinde olduğu ifade edildi.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan gizli rapora göre, Anayasa referandumu öncesinde Acilciler örgütü bu bölgede kaos ortamı oluşturmak amacıyla Aleviler’in önde gelenlerine suikast yapmayı hedefliyor.

Raporda eylem talimatını THKP-C (Acilciler) örgütü lideri M.U.’nun verdiği de açıkca yer aldı. Gizli rapor üzerine İçişleri Bakanlığı ülkede kaos ortamı yaratmak için alevi dedeleri gibi alevi vatandaşlarının ileri gelenlerine tasarlanan silahlı saldırılara karşı uyarılması için 81 il valiliğini talimat verdi.